Gebelikte nezle bebek açısından bir risk oluşturur mu

GEBELİKTE NEZLE VE SOĞUK ALGINLIĞI (BURUN AKINTISI, HAPŞIRMA, BOĞAZ AĞRISI)

HAMİLELİKTE NEZLE VE SOĞUK ALGINLIĞI
Soğuk algınlığı (halk atasında boğazın üşütülmesi) üst solunum yollarını etkileyen virüslere bağlı hastalıklara verilen genel isimdir. Nezle ve soğuk algınlını yaklaşık anlamlardadır, nezle de rinovirüslere bağlı bir üst solunum yolu viral hastalığıdır ve daha çok burunu etkiler. Nezle ve soğun algınlığında burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, gözlerde kzıarıklık, sulanma, hafif boğazda yanma, boğaz ağrısı ve hafif öksürük olabilir ancak şiddetli öksürük, balgam, halsizlik, yüksek ateş, başağrısı gibi kişiyi yatağa bağlayacak şikayetler görülmez, sıklıkla kişi ayakta atlatabilir. Sıkıkla şikayetler 1 hafta sürer.

Nezle ve grip arasında ne fark vardır?
Gerip de sıklıkla nezle ve soğun algınlığıyla benzer mana da kullanılmasına rağmen onlardan farklıdır. Gripde ateş yüksektir ancak nezle (soğun algınlığında) ateş bu kadar yükselmez. Grip de virüslere bağlı bir hastalıkdır ancak inflüensa virüsü denilen nezle virüsünden farklı bir virüs neden olur. Gripte şikayetler daha şiddetlidir ve burun-üst solunum yolları dışında vüdünun diğer bölgelerinde de şikayetlere neden olur. Ateş, öksürük, halsizlik, baş ağrısı olur. Grip toplumda salgınlara neden olabilir. Grip bu şekilde “yatağa düşüren” daha şiddetli bir enfeksiyonken nezle ayakta atlatılan burun akıntısı, hapşırık gibi şikayetler olan daha basit bir enfeksiyondur.

Hamilelikte nezle ve soğuk algınlığının tedavisi:
Nezle, soğuk algınlığı, grip gibi virüs enfeksiyonlarında spesifik bir ilaç tedavisi yoktur. Antibiyotikler virüslere etki etmezler, bakterilere etki ederler bu nedenle bu hastalıklarda kullanılmazlar. Gereksiz antibiyotik kullanılması fayda sağlamayacağı gibi başka yan etkilerle durumu daha da güçleştirebilir. Bu nedenle bu hastalıklarda istirahat, bol sıvı alma, vitamin takviyesi ve ağrı kesici – ateş düşürücü ilaçlarla tedavi yapılır. Gebelikte ağrısı kesivi ve ateş düşürüsü dahil hiçbir ilacın doktora danışılmadan kullanılmaması gerekir. Bunlara gebeliği etkilemeyen burun tıkanıklığını giderici ilaçlar, spreyler, öksürük ilaçları da eklenebilir. Antibiyotikler ancak sinüzüt, zatüre gibi bakteriyel bir enfeksiyonun eşlik ettiği durumlarda tedaviye eklenir.

Gebelikte nezle ve soğuk algınlığından korunmak için:
Bu tür viral enfeksiyonlar insanlar arasında damlacık yoluyla bulaşırlar. Yani başka hasta insanların ağız ve burnundan havaya karışan virüsler solunum veya ellerle direk temas ile bulaşırlar. Bu nedenle gebe insanların kapalı ve kalabalık ortamlardan özellikle soğuk kış aylarında uzak durması gerekir. Eller sık sık yıkanmalıdır. Düzenli uyku, stresten uzak yaşam ve vitaminden zengin meyve sebzeler ile beslenmek vücut bağışılık direncini arttıracağı için bu tür hastalıklardan korunmanızı sağlar. Gripten korunmak için gebelikte aşı yapılabilir ancak nezle ve soğuk algınlığı için bir aşı yoktur.

Gebelik veya bebek açısından bir risk oluşturur mu?
Nezle ve soğuk algınlığı gibi enfeksiyonlar çok nadiren zatürre (pnömoni) gibi ciddi komplikasyonlar eklenmedikçe hamilelikte bebek açısından bir risk oluşturmazlar. İstirahat ve yukarıda anlatılan diğer tedavi yöntemleriyle en fazla 1-2 haftada kolayca atlatılırlar.
Hapşırmak ve öksürmek bebeğe zarar vermez.

GEBELİKTE GRİP VE GRİP AŞISI

GEBELİKTE GRİP VE ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU
HAMİLELİKTE GRİP VE ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI
Üst solunum yolu deyince burun, sinüsler, yutak (farinks) ve gırtlak (larinks) anlaşılır. Bu bölgelerin iltihaplarına da üst solunum yolu enfeksiyonu (ÜSYE) denir. Üst solunum yolu; kulak ve alt solunum yolları ile bağlantılı olup enfeksiyon durumunda bu bölgeleride etkiler.

Teorik olarak soğuk algınlığı, grip, farenjit, sinüzit, larenjit gibi iltihapların hepsi üst solunum yolu enfeksiyonu kapsamına girer. Gribal enfeksiyon veya rinofarenjit gibi isimler de aynı anlamda kullanılır. Ancak uygulamada sinüzit veya bazı spesifik iltihaplar bu kavramın dışında tutulur. ÜSYE’ye virüsler neden olur, bazen bakteriyel enfeksiyonlar eklenir. ÜSYE denilince genel olarak soğuk alğınlığı veya grip anlaşılır. Farenjit bu durumlara sıklıkla eşlik eder.
Sonbahar ve kış aylarında bu mikropların doğada görülme sıklığı artmaktadır. Kapalı yerlerde (okul, kreş, kışla, işyeri vb.) uzun süre kalınması, buraların iyi havalandırılmamaları, soğuğun vücut direncini düşürmesi, sigara dumanı, yetersiz-dengesiz beslenme ve bazı çok iyi bilinmeyen mekanizmalarla bu aylarda ÜSYE görülme sıklığı artmaktadır. Normal zamanlarda bile çok rahatsızlık verici olan bu durum hamilelikte hem daha çok sıkıntı yaratır hem de anne adaylarının bebekleri açısından endişelenmesine neden olur.

Grip ve soğuk algınlığı birbiriyle çok sık karışır, birbirlerinden çok farklı iki durumdur. Nedenleri ve sonuçları farklılık gösterir. Her iki hastalık da virüslerle oluşur ve grip Influenza A,B,C adı verilen 3 tür virüsten oluşurken, soğuk algınlığı ikiyüzden fazla virüsten kaynaklanır. Soğuk algınlığı genelde burunu etkilerken grip tüm vücudu etkiler.

Her iki hastalık da damlacık enfeksiyonu şeklinde havadan bulaşır. Virüsü taşıyan kişi hapşırdığında milyonlarca virus havaya karışır ve kişinin göz, burun ve ağızından girerek enfeksiyona neden olur. Virüsu alan kişi bundan sonraki ilk 2 gün civarında en fazla bulaştırıcılığa sahiptir. Yani belirtilerin ilk görüldüğü dönem bulaşıcılığın da en fazla olduğu dönemdir. Öte yandan eller de bulaşmada rol oynayabilir. Hasta olan bir kişi eli ile burnunu sildikten sonra örneğin bir başkası ile el sıkıştığında ve elini sıktığı kişi daha sonra gözünü kaşıdığında hastalığı alabilir.

Soğuk algınlığın belirtileri:
Burun akıntısı, hapşırma, öksürük, hafif başağrısı, hafif ateş, gözlerde sulanma, kulak ağrısı

Grip belirtileri:
Kas ağrısı, kuru öksürük, burun tıkanıklığı, soluk almada güçlük, burun akıntısı, ateş, titreme, şiddetli olabilen baş ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk
GEBELİKTE GRİP VE GRİP AŞISI:
Hamilelik tek başına üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanmak için bir risk oluşturmaz. Ancak hamile bir kadın enfeksiyona yakalandığında komplikasyon görülme şansı çok daha artmaktadır. Aynı yaş grubundan kadınlar karşılaştırıldığında hamile olanların üst solunum yolu enfeksiyonu nedeni ile hastaneye yatırılarak tedavi edilme oranlarının hamile olmayanlara göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Hamilelik kişinin bağışıklık siteminin yanı sıra dolaşım ve solunum sisteminde de değişikliklere neden olarak komplikasyonlar açısından daha yüksek risk altında olmalarına yol açar.Öte yandan hamileliğin son dönemlerinde gribe yakalanan bir anne adayının doğum sonrası hastalığını bebeğine geçirme şansı fazladır.
Gebelikte Domuz Gribi ve Aşısı >>
Grip aşısı canlı virüs içermeyen hamilelikte ve emzirme döneminde kullanılabilen güvenli bir aşıdır. Amerikan jinekolog ve Obstetrisyenler birliği (ACOG) 2000 yılı aralık ayında yayınladığı görüşünde salgın mevsiminde hamileliğinin ikinci ya da üçüncü trimesterinde olan kadınlara grip aşısı olmaları önerilmektedir.Yine aynı bildiride şeker hastalığı, astım, hipertansiyon gibi yüksek risk durumlarının varlığında gebelik yaşına bakılmaksızın grip aşısı yapılması önerilmektedir. Bu gibi yüksek risk faktörleri olmayan kadınlarda ise aşının ilk trimester sonunda yapılması önerilmektedir. Bununla birlikte aşı sonrası annede gelişen antikorlar bir miktar bebeğe de geçerek yaşamının ilk aylarında onu da gribe karşı koruyacaktır.

Grip mevsimi genelde kasım – nisan aylarını kapsar. Aşı için en ideal dönem ekim ayı ile kasım ayı ortasına kadar olan zaman aralığıdır. Aşı sonrası antikor üretilmesi ve koruyuculuğun başlaması için 1-2 haftaya gerek vardır. Grip aşısının koruyuculuğu %70-90 arasında değişmektedir.

Grip aşısının olası yan etkileri şunlardır: Enjeksiyon alanında lokal hassasiyet ve şişlik, hafif ateş ve halsizlik, nadiren alerjik reaksiyon

Grip aşısı gribe neden olmaz. Aşı sonrası ilk 2 hafta içinde görülen üst solunum yolları enfeksiyonları tamamen tesadüfüdir ve aşı ile bir ilgisi yoktur.

Öte yandan aşı hazırlanırken yumurta kullanıldığı için yumurta alerjisi olanlarda grip aşısı kontraendikedir ve yapılmamalıdır.

Tedavi ne yazik ki her iki hastalık için de etkili bir tedavi yoktur. Hiçbir ilaç ya da uygulama hastalığın süresini kısaltmaz. Ancak yakınmaların daha hafif ve daha az rahatsızlık verecek şekilde atlatılmasına yardımcı olabilecek destek tedavileri uygulanmalıdır.

Grip ya da soğuk algınlığı sırasında destekleyici tedavi ve yapılması gerekenler şunlardır:
– Her iki hastalık da virüslerin neden olduğu hastalıklardır. Antibiyotikler virüsler üzerinde etkili değildir bu nedenle antibiyotik kullanılmamalıdır.
– Salgın dönemlerinde kapalı yerlerde fazla uzun kalmamak ve elleri sık sık yıkamak koruyucu olabilir.
– En iyi ve en etkili destek tedavisi istirahattir. Eğer mümkünse yatak istirahati yapılmalıdır.
– Yatarken başınızı yukarıda tutmak (2 yada daha fazla sayıda yastık ile yatmak) geniz akıntısının vereceği rahatsızlığı azaltacaktır.
– Bulunulan ortamın yeteri kadar sıcak olmasına ve iyi havalandırılmasına dikkat edilmelidir.
– Havanın kuruması engellenmeli, nemli olması sağlanmalıdır.
– Yeteri kadar sıvı alımı son derece önemlidir. Gebe kadın günde en az 10 bardak sıvı almalıdır. Alınan sıvı su veya meyve suyu olmalıdır.
– Boğaz ağrısını gidermek için pastil kullanılabilir.
– Burun tıkanıklığı için tuzlu su ya da okyanus suyu vb. kullanılabilir.
– Sinüs bölgelerinde (elmacık kemikleri ve gözler üstünde) ağrı varsa konjesyonu azaltmak için kompres uygulanmalıdır.
– Yakınmalar düzeldiğinde hemen normal aktiviteye dönülmemeli, tam bir iyileşme için bir süre daha dinlenmeye devam edilmelidir.

Özüfagus atrezisi

Özofagus ağızdan mideye kadar uzanan yemek borusudur. Özüfagus atrezisinde özofagusun bir bölümü oluşmamıştır bu nedenle ağızla mide arasında geçiş mümkün değildir, tıkanıklık vardır. Yakşalık 2500 doğumda bir görülen nadir bir anomalidir. Bu anomalide sıklıkla özofagul (yemek borusu) ile trakea (soluk borusu) arasında bir fistül yani geçiş yolu mevcuttur. Özogus atrezisi olan fetusların neredeyse yarısında ek anomaliler, böbrek, barsak, kol-bacak, kalp, dudak vb. anomalileri görülür. Yine eşlik eden kromozomal anomaliler de olabilir bu nedenle amniosentezle kromozomal anomali araştırılması önerilir.

Bu fetuslarda tıkanıklıktan dolayı fetus amnion suyunu yutamayacağı için sıklıkla su fazlalığı (polihidramnios) oluşur. Suyun fazlalığı dışında ultrasonda dikkat çeken bir diğer durum da normalde görünmesi gereken midenin görülmemesi olabilir. Fetus sıvı yutamadığı için mide boş olur ve bu nedenle ultrasonda görülemeyebilir acak bu her zaman olmaz bazen trakeadan gelen sıvılardan dolayı veya midenin kendi salgıladığı sıvılardan dolayı mide dolu olabilir ve görülebilir.

Eşlik eden başka anomali yoksa doğumdan sonra prognoz daha iyi olur. Ancak ameliyata rağmen bu bebeklerde ölüm oranı yüksektir.